Nedir.Org *
Sponsorlu Bağlantılar
Zeus

Yunan mitolojisi Nedir

Sponsorlu Bağlantılar

Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle
yunan mitolojisi : her şeyden önce khaos (kaos) vardı. bu bir boşluk değildi, içinde bütün eşyaların, tanrı ve insanların kaynağını bulundururdu. ilk önce khaos'tan toprak ana - gaia ve gökyüzü - uranos oluştu. gaia ve uranos'un birleşmesinden brontes, steropes ve arges ('gökgürültüsü', 'parıltı' ve 'şimşek') isimli üç kyklop doğdu. kykloplar alınlarının ortasında taşıdıkları tek gözleri ile yer altı alevini gökyüzü ateşine dönüştürüyorlardı. ikinci olarak gaia ve uranos elli başlı yüz kollu kottos, briareus ve gyes ('öfke', 'güç', 'dehşet') adlı hekatonkheirleri yarattılar. ve nihayet titanlar oluşturuldu.

toprak ananın gökyüzü ile birleşmesinden altısı erkek, altısı dişi olmak üzere on iki titan doğdu. titanların erkek olanları okeanos, koios, hyperion, ıapetos ve kronos; aynı zamanda titanides denilen dişi titanlar ise theia, rheia, themis, phoibe, mnemosyne ve tethys adlarını taşıyorlardı. okeanos ve tethys bütün nehirleri yarattılar. hyperion ile theia'dan güneş - helios, ay - selene, şafak - eos doğdular. iapetos ve asie'den gök kubbesini sırtında taşıyan atlas, menoetios, epimetheus, prometheus doğdular. diğer 2 çift titan da kendi çocuklarını doğurdular. ama gelecek altıncı çiftin evlatlarınındı - kronos ve rheia'nın.

ilk doğan çocukları kyklop ve hekatonkheirlerden hem iğrenen hem de kendi iktidarını almalarından korkan uranos, çocukları doğdukça onları yerin derinliklerine - tartaros'a (cehenneme) atıyordu. bu duruma üzülen gaia eşinden nefret etmeye başladı, titanları gökyüzüne karşı kışkırttı. titanlar babalarına karşı geldiler ve onu hakimiyetinden mahrum bıraktılar. titanların en kurnazı olan kronos tahta oturmasına rağmen, kardeşlerinin güçlerinden korkarak onları tartaros'tan kurtarmadı.

yunanlar kronos'un yönetim dönemine 'altın dönem' adını vermekteler. maalesef yönetimi eline geçiren bu yeni hakimin kaderinde de oğlu tarafından devrilmek vardı. bunun önlemini alabilmek için kronos korkunç bir karar aldı - yeni doğan oğullarını ve kızlarını yutmaya başladı. ilk olarak kronos kızı hestia'yı, sonra kızları demeter ve hera'yı , ardından da hades, poseidon adlı oğullarını yuttu. kronos zamanı temsil eder. kron kelimesi zaman anlamındadır. 'zaman kendi evlatlarını yutar.' deyimi de bugün kronos olayını anımsatmaktadır.

rheia yalnız zeus'u onun elinden kurtarabildi. bir kocaman taşı kundak bezlerine sarıp kronos'a verdi. kronos taşı zeus zannedip yuttu. zeus ise girit adasında bir mağarada saklandı, sihirli keçi amaltheia'nın sütü ile beslendi.

olgunluk çağına gelince zeus saklandığı mağaradan çıktı. kronos'a savaş açtı. bu savaş on yıl sürdü, hiç birisi yenemeyince, zeus rheia'nın tavsiyeleri ile tartaros'taki kyklop ve hekatonkheirleri serbest bıraktı. kykloplar zeus'a meşhur şimşekleri verdiler. yüzelli hekatonkheirler titanların üzerine taşları ve kayaları fırlattılar. yerler parçalandı, dağlar eridi ve titanlar yenildiler. zeus kronos'u yuttuğu tanrıları ve taşı çıkarmaya zorladı. titan'lar yenilerek tartoros'a atıldılar. yüz kollu hekatonkheirler ise titanların bekçiliğini yapmaya başladılar. tanrılar (zeus ve kardeşleri) dünyayı yönetmeye başladılar.

üç erkek kardeş zeus, hades ve poseidon evreni kendi aralarında paylaştılar.

ortanca kardeş poseidon denizlerin, deniz canlılarının ve tüm akarsuların hakimiyetini aldı. deniz tanrılarından olan nereus kızlarından güzel amphitrite ile evlendi. bu evlilikten bir çok deniz perisi, yarı at yarı insan triton doğdu. triton deniz kabuğunu öttürerek tufanı yatıştırır ve suları geldikleri yere döndürürmüş.

poseidon'un elinde taşıdığı üç çatallı yabayı fırlattığı zaman, denizde fırtınalar ve korkunç dalgalar yaratabilir. nereus'un kızları olan nereidler her zaman poseidon'un çevresini sararlar. nereidler belden aşağı balık, belden yukarı insan şeklindeler.

küçük kardeş hades'in payına yeraltı düşmüştür. insanların ve tanrıların hiç sevmedikleri sert, korkunç tanrı hades, karısı persephone (zeus'un kızı) ile birlikte, gölgeler halinde dolaşan ölülere hükmeden yer altı ülkesindeki saraylarında yaşarlar. hades' in bekçiliğini üç başlı cehennem köpeği kerberos yapar, yeraltına gelenleri kuyruğunu sallayarak, okşayarak içeri alır, ama çıkmak isteyenler için de üç ağzını birden açarak, sipsivri ve kara dişlerini göstererek tehdit edip, yukarı çıkmasını önler. ölüler dünyası yani yer altı, günah işleyenlerin bulunduğu bir yerdir. burada günahkarların en günahkarları bulunur ve bunlar sonsuz bir azaba çarptırılırlar. tanrılar içinde adına ne bir tapınak, ne bir sunak yada herhangi bir ilahi bestelenmeyen bir tek hades vardır, bu da kendisinden korkulmasından kaynaklanmaktadır.

büyük kardeş ve 'tanrıların kralı' olarak kabul edilen zeus paylaşımda gökyüzü ve dünyayı aldı. o aile ve evliliğin hamisi kabul edilen tanrıça hera ile evlenir. bu evlilikten ilithya ve hebe adında kızları, sanayi tanrısı hephaistos ve savaş tanrısı ares oğulları olmuştur. tanrılar daima yaz mevsiminin hüküm sürdüğü olimpos dağında yaşarlar. gençliğin ve güzelliğin sembolü olan hebe tanrılara onların ölümsüzlüğünü sağlayan ambrosia ve nektar dağıtır. zeus altın tahtında oturur. tahtın yanı başında tanrıların habercisi kanatlı iris yer almaktadır.

zeus çok güçlü bir tanrı olsa da kaderi yönetmek onun elinde değildir. kaderi üç moir yönetmektedir: lakhesis insanların doğumundan önce kaderini belirler. klotho insanların kader ağlarını örer. atropos bu ağları yönlendirir.

çevresindekiler tarafından saygı gören zeus zaman zaman çapkınlıkları ile hera'yı kızdırır. o güzeller güzeli leto'ya aşık olur. bu birliktelikten kızıl saçlı ikizler apollon ve artemis doğar. hera, zeus'un ikincil ilahelere ve ölümlü kadınlara ilgi duymasını bir türlü içine sindiremez ve onları sürekli tehdit altında tutar. leto çocuklarını doğurabilmek için delos adasına sığınır. hera onlara yılan pifon'u gönderir ve bin bir türlü işkenceye maruz bırakır. ama leto'nun oğlu apollon büyüdüğünde sihirli oku ile ejderhayı öldürür ve olimpos tanrıları içinde güzel sanatlar ve gün ışığının tanrısı olarak saygınlığını kazanır. olymposluları altın liriyle eğlendiren, çok uzaklara ok atabilen, hastaları iyileştiren, iğleştirme sanatını hastalara ilk öğreten gümüş yayın efendisi okçu tanrı olarak yunan şiirlerine geçmiştir. kardeşi artemis ise av tanrıçası oldu.

başka bir zaman ise zeus'un hera'ya ihaneti sırasında hermes doğar. hermes rüzgar tanrısıdır, babası zeus annesi ise yağmur perilerinden biri olan maia'dır. kanatlı sandalları olan hermes aynı zamanda tanrıların habercisidir. hermes'in görevleri arasına ölenlerin ruhlarına hades'in saltanatına kadar eşlik etmek de var. apollon'un ölümsüzler arasında en sevdiği tanrı rüzgar tanrısı olan hermes idi.

anlatılanlara göre hera'dan önce zeus titan okeanos'un kızı metis (zeka temsilcisi) ile evlenmiş. ama moir'ler tanrıların kralına bu birliktelikten doğan çocuğun yönetimi eline geçireceğini söylerler. zeus bunu duyunca metis'i yutar. kısa bir süre sonra zeus'un şiddetli bir baş ağrısı başlar. o zaman prometheus'tan balta ile başına vurmasını rica eder. prometheus bu isteği yerine getirir ve zeus'un başından onu kızı athena savaş kıyafetlerinde çıkar. eski yunanlara göre, athena üretici zekanın ve adaletli savaşların tanrıçasıdır. ülkeyi saldırılardan koruyan bir tanrıçaydı athena. bir başka özelliği, şehir tanrıçası olmasıydı; uygarlığın, el sanatlarının, tarımın koruyucusu, dizginin yaratıcısıydı; atları ilk ehlileştiren oydu. onun şerefine şehirlerine athena adını vermişler. yılan ve baykuş tanrıçanın sembolleridir.

zeus ile thebia kralı kadmos'un kızı ölümlü semele birleşmesinden oğulları dionysos doğar. hera, zeus'u semele'den kıskanır ve yaşlı bir kadın kılığına girerek dionysos'un annesini kandırır. semele ona kanarak zeus'tan tüm ihtişamı ile ona görünmesini ister. zeus onu kıramaz ve yıldırımlardan korkan semela yedi aylık dionysos'u düşürür. zeus semele'nin düşürdüğü ve sık yapraklı bir sarmaşığın yanmaktan koruduğu dionysos'u baldırına kancalarla yerleştirir ve zamanı geldiğinde onu ikinci bir doğumla meydana getirir. böylece dionysos iki kez doğmuş olur. nyssa dağındaki nymphaler dionysos'u büyütüp eğitirler. dionysos gençlik çağına geldiğinde mağaradaki üzümleri kullanarak şarap yapma sanatını bulur. şarabın ve esrikliğin tanrısı olarak kabul edilir.

en güzel tanrıça şüphesiz kızıl saçlı afrodit'ti. onun doğumu ile ilişkin tartışmalar sürmektedir. bazılarına göre afrodit zeus'un kızıdır. diğerlerine göre ise afrodit daha önce uranos'la denizdeki dalgaların bembeyaz köpüğünden oluşmuştur. afrodit aşk tanrıçası olup, insanların birbirlerine sevgi ile yaklaşması için üzerlerine aşk iksirini damlatan, çiçekleri ve ağaçları baharda rengarenk donatarak,doğayı canlandıran üretken bir tanrıçadır. afrodit ateş tanrısı olan ve çok sanatkar, ancak topal ve çok fazla yakışıklı sayılmayacak bir görünüme sahip olan hephaistos ile evlenmiş. afrodit ve hephaistos'la ilgili mit her ikisinin de temsil ettikleri sanat ve aşk kol kola olması gerektiğini vurgulamaktadır.

eski yunanlar bu tanrıları 'on iki olimpos tanrısı' adını vermişler. bu gruba zeus, hera, athena, artemis, afrodit, demeter, apollon, hermes, ares, hephaistos, hestia, dionysos dahildi. poseidon ve hades deniz ve yer altı dünyasında bulundukları için bu gruba dahil edilmemişler.

guzel tanrıça afrodit'in adı homeros'un ilyada'da anlattığına göre truva (troya) savaşının başlama nedeni olarak anılmaktadır. efsaneye göre, olimpos tanrıları ıolkos kralı pelans ile thetis'in düğünleri için bir araya toplanmışlar. kavga tanrıçası eris düğünlerine davet edilmeyince sinirlenmiş. bir oyun düzenlemiş ve hera, afrodit ve athena'nın oturduğu ziyafet sofrasına, üzerinde 'en güzele' yazılı bir elma atmış. elmanın kimin olduğu üzerine 3 güzel tartışmaya başlarlar ve zeus'tan bu sorunu çözmesini isterler. zeus işin içinden çıkamayınca, çareyi troya kralı priamos'un oğlu paris'i rehber ilan etmekte bulur. güzellerden her biri kendisini seçmesi için paris'e bir şey vaat ederler. athena ona savaşta yenilmezlik gücü vereceğini vaat eder. hera paris'i asya'nın hakimi yapacağını söyler. paris afrodit'e kanar ve dünyanın en güzel kadınını elde etmek için afrodit'i yarışmanın birincisi seçer.

bu güzel kadın sparta kralı menelaos'un karısı helen'di. paris, afrodit'in yardımıyla sparta'ya gider, helen'i kaçırır, prensi olduğu troya şehrine geri döner. bunun üzerine hakarete uğramış menelaos, akha ordularını toplayarak troya'ya savaş açar. böylece 10 yıl sürecek troya savaşı başlamış olur.

her iki taraf da zaferler kazanır. sonunda ıthake kralı odysseus tahta atı icat ederek, troya'nın kapılarına götürür. troya'lılar bu büyük ata hayran kalarak onu şehir duvarlarından içeriye taşırlar. atın içinde saklanmış olan yunan askerleri gece olunca saklandıkları yerden çıkarlar ve troya'yı ele geçirirler.

menelaos güzel helen'i affeder ve birlikte sparta'ya döner, mutlu bir yaşam sürerler. maalesef diğer kahramanları aynı kader beklememektedir. özellikle odysseus uzun yıllar vatanına dönmek için mücadele verir.

troya'dan uzaklaşan odysseus'un gemisi denizde fırtınaya esir düşer ve zalim, insan eti yiyen devlerin adasına sürüklenir. durumdan bihaber odysseus ve on iki arkadaşı sahile çıkarlar. burada onlar tek gozlu dev polyphemos'a esir düşerler. polyphemos yakalayabildigi odysseus'un arkadaslarini birer birer yemeye baslar. odysseus, devi, yanlarında getirdikleri ısmaros şarabı ile sarhoş eder ve tek gözünü çıkarır. odysseus ve kalan adamları, mağaradaki surunun arasına karışıp devin bacaklarının arasından dışarı çıkarlar.

odysseus ve adamları özgür kaldıklarına sevinir ve yollarına devam ederler. polyphemos denizler tanrısı poseidon'un oğluydu. oğlunun kor edilmesine çok kızar ve ileride odysseus'un eve dönüş yolundaki gecikmelerine sebep olur. bir süre sonra odysseus aiaie adasına, güneş tanrısı helios ile okeanos 'un kızı perseis'ten doğma büyücü kirke'nin yaşadığı bölgeye çıkar. güzel kirke, odysseus'un arkadaşlarına şarap içirerek domuza cevirir. tanrı hermes, odysseus'un yardımına koşar ve ona bir ot vererek domuz olmasını engeller. odysseus kirke'yi yener ve onu arkadaşlarını eski haline dönüştürmeye zorlar. kirke odysseus'u hades gidip bilici teiresia'in ruhuna danışması koşuluyla serbest bırakacağını söyler. odysseus bir takım zorlukları atlatarak bunların da üstesinden gelir.

daha sonra odysseus peri calypso'nun adasına çıkar ve orada yedi yıl esir olarak yaşar. malta olduğu sanılan bu adadaki esareti, athena'nin zeus'a yalvarması üzerine sona erer. zeus tarafından tekrar görevlendirilen hermes, calypso'ya zeus'un emrini iletir. calypso onu serbest bırakır.

bu olaydan sonra bir çok zorlukların sonunda odysseus vatanı ıthake'ye döner ve çok sevdiği karısı penelope'ye kavuşur ve uzun yıllar mutlu yaşam sürerler.

Yunan mitolojisi Resimleri

  • 5
    Yunan mitolojisinde tanrıların soy ağacı 2 yıl önce

    Yunan mitolojisinde tanrıların soy ağacı

  • 2
    Yunan mitolojisinde olimpos tanrıları 2 yıl önce

    Yunan mitolojisinde olimpos tanrıları

  • 1
    Yunan Mitolojisi Tanrıları İnfografik 5 ay önce

    Yunan Mitolojisi Tanrıları İnfografik

Yunan mitolojisi Sunumları

Yunan mitolojisi Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Yunan mitolojisi Ek Bilgileri

  • 1
    5 ay önce


    Yunan mitolojisi, tanrılar, tanrıçalar, yarı tanrılar, kahramanlar ve efsanevi canavarlardan söz eden efsane ve destan niteliğinde bir edebiyat ürünüdür. Yeni kurulan her medeniyet gibi Yunanlılar da anlam veremedikleri doğa olaylarını anlamlandırabilmek ve güçlerinin yetmediği durumlarda sığınabilecek bir olgu arayışına girerler. Bunun sonucunda kendi mitolojik kültürleri ortaya çıkar. Tanrıları insan şeklinde düşünen Yunanlılar, tanrılara insan görünüşünün yanı sıra insana özgü özellikler de atfederler. Yunan mitolojisinde bulunan tanrılar da insanlar gibi yer, içer, evlenir, çocuk sahibi olur, aşık olur, kıskanır, öfkelenir ve nefret edebilirler. Hatta insanlar ile birlikte bile olabilirler.
     
    Yunan mitolojisi bir sözlü edebiyat ürünü olarak günümüzde okunmaya devam eder. Bu sözlü edebiyat ürünlerini kaynaklık eden iki ünlü Yunan halk ozanı vardır. Bu ozanlar, Homeros ve Hesiod’dur. İki ozanın anlattığı hikayelerde farklılıklar olmakla birlikte temelde hikayelerin aynı temelden beslendiği görülebilir. Homeros ve Hesiod’a yazımızın ilerleyen kısımlarında değineceğiz.
    Yunan mitolojisinin etki alanı sadece Yunanistan ile sınırlı kalmamış Ege kıyıları, Akdeniz kıyıları, Anadolu ve bu bölgelerin çevrelerinde etkili olur ve bu bölgelerde yaşayan kültürleri etkiler. Tarih kitaplarında önemli bir yer teşkil eden Roma İmparatorluğu, Yunan mitolojisinden etkilenir. Roma İmparatorluğu, Hristiyanlığı kabul edene kadar büyük bir bölümünü Yunan mitolojisinden aldığı tanrılara inanıyordu. Roma mitolojisindeki tanrıların adlarının Yunan mitolojisindeki tanrıların adlarından değiştirilmesi dışında da gözle görülür bir farklılık yoktu. (Zeus’a Jüpiter, Poseidon’a Neptün isimleri verilir) Romalılar, ülkenin kurucusu olarak düşündükleri Romulus ve ikiz kardeşi Remus’un Savaş Tanrısı Ares’in, (Roma mitolojisindeki adı ile Mars) çocukları olduğuna inanıyorlardı. Yani Romalılar, Yunan mitolojisini, ülkenin kuruluşu ile bağdaştıracak kadar benimserler.
    Yunan Halk Ozanları Homeros ve Hesiod
    Homeros, kaleme aldığı destanlar ile Klasik Yunan Edebiyatını ve sanatçılarını etkilemiştir. Yunan mitolojisi ile ilgili olarak bilinen iki büyük eseri vardır. Bunlar: Truva savaşının nasıl başladığını ve sonucunu anlatan İlyada ile Truva savaşında yer almış komutanlardan olan Odysseus’un savaştan dönüşünü ve bu geri dönüş sırasında yaşadığı maceraları anlatan Odysseia’dır.
    Hesiod, Yunan didaktik şiirinin babası olarak görülür. Yunan mitolojisine ait hikayelerin bir çoğu onun yazdıklarından öğrenilir. Theogonia (Tanrıların Doğuşu) adlı eseri tanrıların ve yeryüzünün oluşumunu anlatır. Theogonia adlı eserinde tanrıların bir soy ağacını çıkarmaya çalışır. Yunan tanrıları hakkında başvurulan temel kaynaktır. Yunan mitolojisi konusunda Hesiod’un görüşleri daha çok kabul görür.
    Her Şeyin Başlangıcı: Khaos
    Birçok köklü milletin kendisine ait bir yaratılış hikayesi vardır. (Hint, Türk, İskandinav vb.) Bu hikayeler ile insanoğlu, dünyanın, insanlığın, diğer canlıların ve cansız varlıkların nasıl oluştuğu sorusuna cevap verirler. Yunan mitolojisinde de bu sorulara cevap vermek için bir yaratılış hikayesi vardır. Dünyanın yaratılışı hikayesi Yunan mitolojisinde farklı şekilde anlatılan görüşler olsa da en çok kabul görür görüşler yukarıda bahsettiğimiz halk ozanı olan Homeros ve Hesiod tarafından iki farklı şekilde anlatılır.
    Homeros’un anlatılarında Okeanos ve Tethys tüm tanrıların başlangıcıdır. Her şey Okeanos ve Tethys’in birlikteliğinden sonra başlar.
    Günümüzde en çok halk ozanı Hesiod’un görüşü kabul görür. Hesiod’un anlatılarında Yunan mitolojisine göre her şeyden önce karanlık bir boşluk vardı. Yunan mitolojisinin ilkel tanrısal varlık olarak gördüğü bu boşluğa Khaos deniliyordu. Khaos önce Gaia ve Uranos’u yaratır. (Gaia’yı ilk medeniyetlerdeki “Toprak Ana” olgusu ile bağdaştırabiliriz.) Uranos ise gökyüzünü temsil ederdi. Gaia ve Uranos’un yaratılışı ile Khaos Yunan mitolojisindeki görevini tamamlar ve unutulur. Gaia ve Uranos’un birleşmelerinden 12 Titan doğar. Bunlar: Kronos, Rhea, İapetos, Okeanos, Tethys, Hyperion, Krios, Koios, Themis, Theia, Mnemosyne, Phoebe’dir. Titanlardan sonra hayat verdikleri üç Kyklop Brontes, (Gök gürültüsü) Steropes, (Parıltı) ve Arges (Şimşek) adlarını alır. Son olarak elli baş ve yüz kola sahip Kottos, (Öfke) Briareus, (Güç) ve Gyes (Dehşet) adındaki 3 Hekatonkheiri yarattılar. Uranos, Hekatonkheir ve Kyklopların sahip oldukları devasa güç ve korkutucu görünüşleri sebebi ile yer altına hapseder. Yani Gaia’nın karnına geri koyar. Bu işkenceden canı çok yanan Gaia, Uranos’ a karşı bir tuzak kurar. Oğlu Kronos’u babasına karşı kışkırtır. Uranos’un Gaia’nın yanına birlikte olmak için geldiği bir zamanda Kronos, Gaia’dan aldığı çelik tırpan ile Babası Uranos’u hadım eder. Yönetimi babasından devralan Kronos tutsak olan Hekatonkheir ve Kyklopları serbest bırakır. Ancak Hekatonkheir ve Kyklopları kontrol altına alamayınca tekrar onları Gaia’nın içine hapseder. Uranos’un kesilen organından akan meniler yeryüzüne düşer. Bu yüzden Gaia tekrar hamile kalır. Bu hamilelik sonucu doğan çocuklar hakkında farklı görüşler vardır. Gigantların, Erinslerin, Nymphaların ve Aphrodith’in bu şekilde doğduğu anlatılır.

    12 Titan
    Kronos: Zamanın ve titanların tanrısı olarak bilinir. Zeus, Hades, Poseidon, Hestia, Demeter ve Hera’nın babasıdır.
    Rhea: Kronos’un eşidir. Cinsel bereket ve dağlık bölgeleri temsil eder. Kronos’un tahttan indirilmesinde oğlu Zeus’a yardım etmesi ile bilinir.
    İapetos: Okeanos ve Tethys’in kızı olan Klymene ile evlidir. İnsanlara Ateşi veren Prometheus ve gökyüzünü taşımakla cezalandırılan Atlas’ın babasıdır. Yaşam ve ölümü temsil eder.
    Okeanos: Poseidon’dan önce denizlerin tanrısı olarak bilinirdi.  Günümüzde kullanılan okyanus sözcüğü buradan gelmektedir.
    Tethys: Okeanos’un eşidir. Okeanos ile olan birlikteliğinden binlerce peri kızı doğurur. Büyük nehirlerin ve yer altı sularının tanrıçası olarak bilinmektedir.
    Hyperion: Işığın tanrısıdır. Helios (Güneş) ve Selene’nin (Ay) babası olarak bilinir.
    Theia: Değerli taşların tanrısıdır. (Altın ve gümüş vb.) Işığın tanrıı Helios’un eşidir.
    Krios: Hakkında hiçbir bilgi yoktur. Krios’un gücünden korkan titanlar, Krios hakkındakileri tüm bilgileri yok ederek onun unutulmasını sağladılar. Krios’un Savaş Tanrısı olduğu düşünülüyor.
    Phoebe: Karanlık ve gizemi temsil eden titandır. Ay ile ilişkilendirilir. Koios ile olan birlikteliğinden Leto ve Asteria adında çocuklara sahip olur. Leto, Apollan ve Artemis’in annesidir. Güçlü bir kahin olduğu için kehanet yeri olan Delphi Tapınağı’nın ilk sahibidir. Daha sonra torunu Apollon’a hediye eder.
    Koios: Aklı temsil eden titandır. Phoebe ile evlidir.
    Themis: Mutlak adaletin ve düzenin tanrıçasıdır. Themis’in adalet anlayışında ceza yoktur. Themis, sessiz kalmayı tercih eder. Themis yerine cezalandırıcı görevini Nemesis üstlenir. Themis’in düzen anlayışı ve yasaları tanrılarında üstündedir. Zeus ile birlikteliğinden Horalar ve Moiraları doğurur. Çok güçlü bir kahindir. Zeus’a, Thetis ile birlikte olursa doğacak çocuğun onu tahttan devireceğini Themis haber verir.
    Mnemosyne: Hafıza ve hatıraların tanrıçasıdır. Zeus’un eşlerinden biridir. Zeus ile olan 9 gecelik birlikteliğinden ilham perileri olarak bilinen 9 Mousayı doğurmuştur. Bu periler: Calliope, (Epik Şiir) Urania, (Astronomi) Clio, (Tarih) Erato, (Aşk Şiiri) Melpomene, (Tragedya) Thalia, (Komedi) Terpsikhore, (Dans) Polyhymnia, (İlahi) Euterne, (Müzik)’dir.
    Titanların Savaşı
    Her şey Titanların Tanrısı Kronos’un, babası Uranos’u yendikten sonra kendi çocuklarından birinin de onu tahttan indireceğinden korkması ile başlar. Tahtını kaybetmek istemeyen Kronos, çocuklarının hepsini doğar doğmaz yutar. Buna dayanamayan Rhea, Zeus’u İda dağında doğurur. Zeus’u yutmak için gelen Kronos’a kundağa sarılı bir taş yutturur. Yuttuğu taş, midesine oturduğu için rahatsızlanan Kronos, kusturucu bir ilaç almak için annesi Gaia’ya başvurur. Gaia’dan aldığı kusturucu ilacı içer içmez yuttuğu taş ile birlikte daha önce yuttuğu tanrılar da dışarı çıkar. Kronos’un karnından kurtulan Poseidon, Hades, Hera, Demeter ve Hestia; ileride başlayacak olan taht mücadelesinde kardeşleri Zeus’un safında yer alacaklardır. 
    Annesinin kurnazlığı ile yutulmaktan kurtulan Zeus, ilk iş olarak Kronos’un Tartoros’a kapattığı Kylopları ve Hekatonkheirları kurtarır. Daha sonra Demeter ve Zeus’un Kronos’a düzenlediği suikast girişimi titanlar ve tanrılar arasındaki savaşı resmen başlatır. Savaşta titanlardan Okeanos ve eşi Tethys tarafsız kalır. Titan İepetos’un oğlu Prometheus, savaşta Zeus’tan yana olur. Rhea ise gizliden gizliye çocuklarına yardım eder. Zorlu bir mücadeleden sonra savaşın galipleri Zeus ve yanında yer alan tanrılar olur. Titanlar, tanrılardan çok daha güçlüdürler. Zeus ve yanındaki tanrıların savaşı kazanmasındaki en büyük etken Tartaros’tan kurtardığı Kyklop ve Hekatonkheirlardır. Titanların yanında yer alan Gaia tüm titan ve tanrılardan güçlüdür. Eros, Poseidon ve Demeter Gaia’yı Uranos’u hapis olduğu yerden çıkarmak ile tehdit ederek Gaia’ya Kronos’u kurtarmayacağına dair yemin ettirirler. Bu sayede Gaia savaşın dışında kalır.
    Savaş bittikten sonra Zeus dünyayı kardeşleri arasında bölüşür. Kura çekilir ve Zeus gökyüzünü, Poseidon denizleri ve Hades yeraltını altını alır. Tanrılar düzeni sağladıktan sonra hakimiyetleri, Gaia’nın çocukları olan Gigantlar (Gigantların nasıl doğduğundan yukarıda bahsettik) ve yüz başlı Typhon tarafından tehdit edilmiştir.
    Olimposta Yaşayan Tanrılar
    Olimpos Yunanistan’ın en büyük dağıdır. Tanrıların sarayı Olimpos dağında kuruludur. Tanrılar Olimpos dağında yaşarlar. Poseidon, Olimposlu tanrıların içinde sayılsa da denizlerin altında kendine ait bir sarayı vardır. Hades’in sarayı yeraltındadır. Hades, 12 Olimposlu tanrıların içinde yer almaz.
    Olimpos’da bulunan tanrı sayısı daima 12’dir. Olimpos’da bulunan tanrılar değişse bile sayı hep aynı kalır. 13 sayısının uğursuzluk getirdiği inancından kaynaklandığı düşünülüyor. Olimpos’a yeni bir tanrı geldiğinde içlerinden biri çıkar. Şarap tanrısı Dionisos, Olimposlu tanrıların arasına dahil olduğunda aile tanrıçası olan Hestia, 13 tanrı olmasını istemediği için kendi isteği ile Olimpos dağından ayrılır ve insanların arasına karışır.
    Olimpos dağında yaşayan tanrılar şunlardır:
    Zeus: Tanrıların, insanların, gökyüzünün ve şimşeklerin tanrısıdır. Çapkınlıkları ile ilgili birçok hikaye vardır. Tanrıçalar dışında ölümlü kadınlarla da ilişkileri olur. Hatta erkek güzeli olan Ganymedes’e ilgi duyduğu biliniyor. Birçok tanrının yanı sıra yarı-tanrının da babasıdır. İnsanlardan olan çocuklarından Herakles (Herkül) ve Perseus en bilinenleridir. Şekil değiştirme yeteneği olan Zeus, bu gücünü çoğunlukla kadınlar ile olan birlikteliklerinde kullanır.
    Hera: Zeus’un eşi olarak baş tanrıça statüsüne sahiptir. Evlilik, kadın ve bereket tanrıçasıdır. Çapkın eşi Zeus’u kıskanması ile tanınır. Argos adında yüz gözlü bir deve sahiptir. Argos’u Zeus’un sevgililerinden İo’nun başına bekçi olarak diker. Ancak tanrıların habercisi Hermes onu öldürerek İo’yu kurtarır. Zeus ile birlikteliğinden Ares, Hebe ve Eileithyia’yı doğurur. Tek başına Hephaistos’u doğurur.
    Poseidon: Denizlerin, depremlerin ve atların tanrısıdır. Üç dişli bir mızrak kullanır. Atina şehri için Athena ile girdiği yarış ve Medusa ile olan ilişkisi en bilinen hikayelerdir. Bu iki olay yüzünden Athena ile pek anlaşamazlar. Periler ile olan birlikteliğinden tek gözlü devler olarak bilinen kykloplar doğmuştur. Homeros’un anlattığı Odysseia destanında Truva savaşından sonra geri dönüş yolunu tutan Odysseus, bir kyklop olan Polyphemus’un gözünü kör etmesi üzerine Polyphemus, Babası Poseidon’a Odysseus’un evine dönememesi için dua eder. Oğlunun duasını duyan Poseidon, Odysseus’un yoluna birçok engel koyar. Ancak diğer tanrıların yardımı ile gemisini ve tüm tayfasını kaybetmiş bir şekilde evine döner.
    Aphrodith: Aşk tanrıçasıdır. Aphrodith’in doğuşu ile ilgili iki ayrı hikaye vardır. Birinci hikayede Aphrodith’in Zeus ve Dione’nin kızı olduğu yönündedir. İkinci hikayede ise Uranos’un hayalarından akan damlaların etrafında oluşan köpükten doğduğu söylenir. Aphrodith, Hephaistos’un eşidir. Bu evliliği istemeden yapar. Bu yüzden eşini sık sık aldatır. Ares, Hermes gibi tanrıların yanı sıra ölümlü erkeklerle de birlikte olur. Paris tarafından dünyanın en güzel kadın seçilir.
    Athena: Bilgeliğin ve savaş stratejilerinin tanrıçasıdır. Zeus’un Metis’ten doğan kızıdır. Zeus, babası Kronos gibi tahtını kaybetme korkusu duyduğunda Athena’ya hamile olan Metis’i yutar. Ancak Athena savaş zırhı ve mızrağı ile Zeus’un başından doğar. Bir başka görüşe göre Athena’yı yutan Zeus, Athena’dan özür dilemek için ona zırh ve mızrak hediye eder. Bakireliği ile övünen Athena, Zeus’un en sevdiği çocuğudur.
    Ares: Savaş tanrısıdır. Athena, strateji ile yapılan savaşları temsil ederken Ares, güce dayalı ve körü körüne savaşı temsil eden tanrıdır. Zeus ve Hera’nın oğludur. Tanrılar arasında en nefret edilen ve en çok rezil olan tanrıdır.
    Apollon: Güneş, sanat, kehanet tanrısıdır. Okçuluğu ile ünlüdür. Elinde tuttuğu ok güneş ışıklarını temsil eder. Zeus ve Leto’nun oğludur. Ay tanrıçası Artemis’in ikiz kardeşidir. Daphne’ye olan aşkı ünlüdür. Delphi tapınağının tanrısıdır.
    Artemis: Ay, avcılık, ve okçuluğun tanrıçasıdır. Zeus ve Leto’nun kızıdır. İkiz kardeşi Apollon gibi onun oku da Ay ışıklarını temsil eder. Hiç evlenmeyen tanrıça bakire olmayan kadınlara karşıda çok katıdır.
    Hephaistos: Demircilik, madencilik ve ateş tanrısıdır. Tanrıların ve kahramanların zırhlarını Hephaistos yapar. Hera’nın oğludur. Tanrılar arasında en çirkin tanrıdır. Zeus’un Athena’yı kendi başına doğurmasına sinirlenen Hera, Hephaistos’u tek başına doğurur. Ancak çok çirkin ve topal olan Hephaistos’u Olimpostan aşağı atar. En yetenekli tanrılardan olduğu için Olimpos’a geri alınır. Burada tanrılar için çok güzel saraylar inşa eder. Eşi Aphrodith tarafından Ares ile aldatılır. Hazırladığı tuzak sayesinde Aphrodith ve Ares’in rezilliğini ortaya çıkarır.
    Hermes: Tanrıların habercisi ve ticaretin tanrısıdır. Kurnazlığı ve hızı konusunda hiçbir tanrı onu yenemez. Zeus ve Maia’nın oğludur. Hades’in hüküm sürdüğü ölüler diyarına girip çıkabilen nadir kişilerdendir.
    Demeter: Tarım ve bereket tanrıçasıdır. Zeus’un eşlerinden biridir. Hades’in, kızı Persephone’yi kaçırması ve ona kavuşmasını anlatan hikaye Demeter’in en bilinen hikayesidir. Kızına kavuşması ile toprak bereketlenir. Kızının yeniden Hades’in yanına dönmesi ile kış mevsimi başlar.
    Dionysos: Şarap ve Bereket tanrısıdır. Zeus ve Semele’nin oğludur. Zeus’u tüm ihtişamı ile gören Semele’nin yanması ile karnındaki Dionysos yanmaktan kurtulur. Zeus Dionysos’u baldırında saklar ve Dionysos Zeus’un baldırından doğar.
    Bu 12 Olimposlu tanrının dışında bu listeden ayrılmış ya da hiç girmemiş olan tanrılarda vardır. Bunlar:
    Hades: Yeraltının ve ölüler diyarının tanrısıdır. Kronos ve Rhea’nın oğludur. Yer altı zenginlikleri de Hades’e aittir.  Görünmezlik miğferine sahiptir. Homeros tarafından kötü bir imaj çizilse de Romalılar tarafından zengin anlamına gelen Plüton adıyla anılmıştır. Demeter’in kızı Persephone ile evlidir. Kerberos adlı üç başlı bir köpeği yer altı dünyasına bekçilik eder.
    Hestia: Kronos ve Rhea’nın kızıdır. Ev bereketinin tanrıçasıdır.
    Sonuç
    Yunan mitolojisi, her bir karakter için ayrı bir yazı yazılması gerekecek kadar geniş bir konudur. Bu geniş karakter kadrosu ve birbirleri ile olan ilişkileri: resim, heykel, mimari vb. birçok sanatsal alanda batı kültürüne ilham kaynağı olmuştur. Bu ilham kaynağı günümüzde sinema ve kitaplarda da büyük ölçüde kendisini gösterir. Günümüz insanı bu konulara oldukça fazla ilgi göstermektedir.


    Yunan mitolojisi, Yunan tanrıları, tanrıçaları ve kahramanları hakkındaki hikayelerden oluşan sözlü edebiyatla yaratılmış ve yaygınlaşmış bir mitolojidir. Günümüzde bu mitoloji hakkındaki bilgilerimizi bu sözlü edebiyatın yazılı hallerinden alıyoruz. Tarihciler, mitoloji hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için de bazen zamanın sanatındaki ipuçlarını bile toplar.



    Yunan mitolojisi


    Yunan mitolojisi, Yunan tanrıları, tanrıçaları ve kahramanları hakkındaki hikayelerden oluşan sözlü edebiyatla yaratılmış ve yaygınlaşmış bir mitolojidir. Günümüzde bu mitoloji hakkındaki bilgilerimizi bu sözlü edebiyatın yazılı hallerinden alıyoruz. Tarihciler, mitoloji hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için de bazen zamanın sanatındaki ipuçlarını bile toplar. 

    Genel olarak Yunan mitolojisi Yakın Doğu'daki diğer uygarlıkların mitolojilerinden fazlasıyla etkilenmiştir. Kendisi de daha sonraki Roma mitolojisini fazlasıyla etkilemiştir. Yunan mitolojisindeki efsanelerde çoğu eski Yunan tanrıları insan şeklindedir. Sphinks gibi bazı istisnalar da zaten Yakın Doğu yada Anadolu kaynaklı karakterlerdir. Yunan tanrılarının yaratılış hikayeleri olabilir ama onlar yaşlanmazlar. Tanrılar nerdeyse tüm hastalıklara direnççlidir. Ayrıca görünmez olabilir, uzak zamanları çok kısa zamanda seyahat edebilir, haberleri olup olmadan insanlarla konuşabilirler. Her tanrının ayrı bir görünüşü, ilgi alanı, kişiliği ve uzmanlık alanı vardır. Bu özellikler yöresel olarak da değişmektedir. 

    Tanrılar ve Tanrıçalar
    * Primordiyal tanrılar ve Titanlar

    * Zeus ve Olimposlu tanrılar

    * Pan ve Nympheler

    * Apollo ve Dionysos

    * Deniz tanrıları ve Toprak tanrıları



    Kahramanlar
    * Herakles ve onun oniki görevi

    * Akhilleus ve Truva savaşı

    * Odysseus ve Odyssey

    * Jason ve Altın post

    * Perseus ve Gorgon

    * Oedipus ve Thebes

    * Theseus ve Minotauros

    * Triptolemus



    Diğer ilgili konular 


    * Satirler ve Kentaurlar

    * Antik yunan inanışı

    Yunan mitolojisi Nedir


    yunan mitolojisi : her şeyden önce khaos (kaos) vardı. bu bir boşluk değildi, içinde bütün eşyaların, tanrı ve insanların kaynağını bulundururdu. ilk önce khaos'tan toprak ana - gaia ve gökyüzü - uranos oluştu. gaia ve uranos'un birleşmesinden brontes, steropes ve arges ('gökgürültüsü', 'parıltı' ve 'şimşek') isimli üç kyklop doğdu. kykloplar alınlarının ortasında taşıdıkları tek gözleri ile yer altı alevini gökyüzü ateşine dönüştürüyorlardı. ikinci olarak gaia ve uranos elli başlı yüz kollu kottos, briareus ve gyes ('öfke', 'güç', 'dehşet') adlı hekatonkheirleri yarattılar. ve nihayet titanlar oluşturuldu. 

    toprak ananın gökyüzü ile birleşmesinden altısı erkek, altısı dişi olmak üzere on iki titan doğdu. titanların erkek olanları okeanos, koios, hyperion, ıapetos ve kronos; aynı zamanda titanides denilen dişi titanlar ise theia, rheia, themis, phoibe, mnemosyne ve tethys adlarını taşıyorlardı. okeanos ve tethys bütün nehirleri yarattılar. hyperion ile theia'dan güneş - helios, ay - selene, şafak - eos doğdular. iapetos ve asie'den gök kubbesini sırtında taşıyan atlas, menoetios, epimetheus, prometheus doğdular. diğer 2 çift titan da kendi çocuklarını doğurdular. ama gelecek altıncı çiftin evlatlarınındı - kronos ve rheia'nın.

    ilk doğan çocukları kyklop ve hekatonkheirlerden hem iğrenen hem de kendi iktidarını almalarından korkan uranos, çocukları doğdukça onları yerin derinliklerine - tartaros'a (cehenneme) atıyordu. bu duruma üzülen gaia eşinden nefret etmeye başladı, titanları gökyüzüne karşı kışkırttı. titanlar babalarına karşı geldiler ve onu hakimiyetinden mahrum bıraktılar. titanların en kurnazı olan kronos tahta oturmasına rağmen, kardeşlerinin güçlerinden korkarak onları tartaros'tan kurtarmadı.

    yunanlar kronos'un yönetim dönemine 'altın dönem' adını vermekteler. maalesef yönetimi eline geçiren bu yeni hakimin kaderinde de oğlu tarafından devrilmek vardı. bunun önlemini alabilmek için kronos korkunç bir karar aldı - yeni doğan oğullarını ve kızlarını yutmaya başladı. ilk olarak kronos kızı hestia'yı, sonra kızları demeter ve hera'yı , ardından da hades, poseidon adlı oğullarını yuttu. kronos zamanı temsil eder. kron kelimesi zaman anlamındadır. 'zaman kendi evlatlarını yutar.' deyimi de bugün kronos olayını anımsatmaktadır.

    rheia yalnız zeus'u onun elinden kurtarabildi. bir kocaman taşı kundak bezlerine sarıp kronos'a verdi. kronos taşı zeus zannedip yuttu. zeus ise girit adasında bir mağarada saklandı, sihirli keçi amaltheia'nın sütü ile beslendi.

    olgunluk çağına gelince zeus saklandığı mağaradan çıktı. kronos'a savaş açtı. bu savaş on yıl sürdü, hiç birisi yenemeyince, zeus rheia'nın tavsiyeleri ile tartaros'taki kyklop ve hekatonkheirleri serbest bıraktı. kykloplar zeus'a meşhur şimşekleri verdiler. yüzelli hekatonkheirler titanların üzerine taşları ve kayaları fırlattılar. yerler parçalandı, dağlar eridi ve titanlar yenildiler. zeus kronos'u yuttuğu tanrıları ve taşı çıkarmaya zorladı. titan'lar yenilerek tartoros'a atıldılar. yüz kollu hekatonkheirler ise titanların bekçiliğini yapmaya başladılar. tanrılar (zeus ve kardeşleri) dünyayı yönetmeye başladılar.

    üç erkek kardeş zeus, hades ve poseidon evreni kendi aralarında paylaştılar.

    ortanca kardeş poseidon denizlerin, deniz canlılarının ve tüm akarsuların hakimiyetini aldı. deniz tanrılarından olan nereus kızlarından güzel amphitrite ile evlendi. bu evlilikten bir çok deniz perisi, yarı at yarı insan triton doğdu. triton deniz kabuğunu öttürerek tufanı yatıştırır ve suları geldikleri yere döndürürmüş.

    poseidon'un elinde taşıdığı üç çatallı yabayı fırlattığı zaman, denizde fırtınalar ve korkunç dalgalar yaratabilir. nereus'un kızları olan nereidler her zaman poseidon'un çevresini sararlar. nereidler belden aşağı balık, belden yukarı insan şeklindeler.

    küçük kardeş hades'in payına yeraltı düşmüştür. insanların ve tanrıların hiç sevmedikleri sert, korkunç tanrı hades, karısı persephone (zeus'un kızı) ile birlikte, gölgeler halinde dolaşan ölülere hükmeden yer altı ülkesindeki saraylarında yaşarlar. hades' in bekçiliğini üç başlı cehennem köpeği kerberos yapar, yeraltına gelenleri kuyruğunu sallayarak, okşayarak içeri alır, ama çıkmak isteyenler için de üç ağzını birden açarak, sipsivri ve kara dişlerini göstererek tehdit edip, yukarı çıkmasını önler. ölüler dünyası yani yer altı, günah işleyenlerin bulunduğu bir yerdir. burada günahkarların en günahkarları bulunur ve bunlar sonsuz bir azaba çarptırılırlar. tanrılar içinde adına ne bir tapınak, ne bir sunak yada herhangi bir ilahi bestelenmeyen bir tek hades vardır, bu da kendisinden korkulmasından kaynaklanmaktadır.

    büyük kardeş ve 'tanrıların kralı' olarak kabul edilen zeus paylaşımda gökyüzü ve dünyayı aldı. o aile ve evliliğin hamisi kabul edilen tanrıça hera ile evlenir. bu evlilikten ilithya ve hebe adında kızları, sanayi tanrısı hephaistos ve savaş tanrısı ares oğulları olmuştur. tanrılar daima yaz mevsiminin hüküm sürdüğü olimpos dağında yaşarlar. gençliğin ve güzelliğin sembolü olan hebe tanrılara onların ölümsüzlüğünü sağlayan ambrosia ve nektar dağıtır. zeus altın tahtında oturur. tahtın yanı başında tanrıların habercisi kanatlı iris yer almaktadır.

    zeus çok güçlü bir tanrı olsa da kaderi yönetmek onun elinde değildir. kaderi üç moir yönetmektedir: lakhesis insanların doğumundan önce kaderini belirler. klotho insanların kader ağlarını örer. atropos bu ağları yönlendirir.

    çevresindekiler tarafından saygı gören zeus zaman zaman çapkınlıkları ile hera'yı kızdırır. o güzeller güzeli leto'ya aşık olur. bu birliktelikten kızıl saçlı ikizler apollon ve artemis doğar. hera, zeus'un ikincil ilahelere ve ölümlü kadınlara ilgi duymasını bir türlü içine sindiremez ve onları sürekli tehdit altında tutar. leto çocuklarını doğurabilmek için delos adasına sığınır. hera onlara yılan pifon'u gönderir ve bin bir türlü işkenceye maruz bırakır. ama leto'nun oğlu apollon büyüdüğünde sihirli oku ile ejderhayı öldürür ve olimpos tanrıları içinde güzel sanatlar ve gün ışığının tanrısı olarak saygınlığını kazanır. olymposluları altın liriyle eğlendiren, çok uzaklara ok atabilen, hastaları iyileştiren, iğleştirme sanatını hastalara ilk öğreten gümüş yayın efendisi okçu tanrı olarak yunan şiirlerine geçmiştir. kardeşi artemis ise av tanrıçası oldu.

    başka bir zaman ise zeus'un hera'ya ihaneti sırasında hermes doğar. hermes rüzgar tanrısıdır, babası zeus annesi ise yağmur perilerinden biri olan maia'dır. kanatlı sandalları olan hermes aynı zamanda tanrıların habercisidir. hermes'in görevleri arasına ölenlerin ruhlarına hades'in saltanatına kadar eşlik etmek de var. apollon'un ölümsüzler arasında en sevdiği tanrı rüzgar tanrısı olan hermes idi.

    anlatılanlara göre hera'dan önce zeus titan okeanos'un kızı metis (zeka temsilcisi) ile evlenmiş. ama moir'ler tanrıların kralına bu birliktelikten doğan çocuğun yönetimi eline geçireceğini söylerler. zeus bunu duyunca metis'i yutar. kısa bir süre sonra zeus'un şiddetli bir baş ağrısı başlar. o zaman prometheus'tan balta ile başına vurmasını rica eder. prometheus bu isteği yerine getirir ve zeus'un başından onu kızı athena savaş kıyafetlerinde çıkar. eski yunanlara göre, athena üretici zekanın ve adaletli savaşların tanrıçasıdır. ülkeyi saldırılardan koruyan bir tanrıçaydı athena. bir başka özelliği, şehir tanrıçası olmasıydı; uygarlığın, el sanatlarının, tarımın koruyucusu, dizginin yaratıcısıydı; atları ilk ehlileştiren oydu. onun şerefine şehirlerine athena adını vermişler. yılan ve baykuş tanrıçanın sembolleridir.

    zeus ile thebia kralı kadmos'un kızı ölümlü semele birleşmesinden oğulları dionysos doğar. hera, zeus'u semele'den kıskanır ve yaşlı bir kadın kılığına girerek dionysos'un annesini kandırır. semele ona kanarak zeus'tan tüm ihtişamı ile ona görünmesini ister. zeus onu kıramaz ve yıldırımlardan korkan semela yedi aylık dionysos'u düşürür. zeus semele'nin düşürdüğü ve sık yapraklı bir sarmaşığın yanmaktan koruduğu dionysos'u baldırına kancalarla yerleştirir ve zamanı geldiğinde onu ikinci bir doğumla meydana getirir. böylece dionysos iki kez doğmuş olur. nyssa dağındaki nymphaler dionysos'u büyütüp eğitirler. dionysos gençlik çağına geldiğinde mağaradaki üzümleri kullanarak şarap yapma sanatını bulur. şarabın ve esrikliğin tanrısı olarak kabul edilir.

    en güzel tanrıça şüphesiz kızıl saçlı afrodit'ti. onun doğumu ile ilişkin tartışmalar sürmektedir. bazılarına göre afrodit zeus'un kızıdır. diğerlerine göre ise afrodit daha önce uranos'la denizdeki dalgaların bembeyaz köpüğünden oluşmuştur. afrodit aşk tanrıçası olup, insanların birbirlerine sevgi ile yaklaşması için üzerlerine aşk iksirini damlatan, çiçekleri ve ağaçları baharda rengarenk donatarak,doğayı canlandıran üretken bir tanrıçadır. afrodit ateş tanrısı olan ve çok sanatkar, ancak topal ve çok fazla yakışıklı sayılmayacak bir görünüme sahip olan hephaistos ile evlenmiş. afrodit ve hephaistos'la ilgili mit her ikisinin de temsil ettikleri sanat ve aşk kol kola olması gerektiğini vurgulamaktadır.

    eski yunanlar bu tanrıları 'on iki olimpos tanrısı' adını vermişler. bu gruba zeus, hera, athena, artemis, afrodit, demeter, apollon, hermes, ares, hephaistos, hestia, dionysos dahildi. poseidon ve hades deniz ve yer altı dünyasında bulundukları için bu gruba dahil edilmemişler.

    guzel tanrıça afrodit'in adı homeros'un ilyada'da anlattığına göre truva (troya) savaşının başlama nedeni olarak anılmaktadır. efsaneye göre, olimpos tanrıları ıolkos kralı pelans ile thetis'in düğünleri için bir araya toplanmışlar. kavga tanrıçası eris düğünlerine davet edilmeyince sinirlenmiş. bir oyun düzenlemiş ve hera, afrodit ve athena'nın oturduğu ziyafet sofrasına, üzerinde 'en güzele' yazılı bir elma atmış. elmanın kimin olduğu üzerine 3 güzel tartışmaya başlarlar ve zeus'tan bu sorunu çözmesini isterler. zeus işin içinden çıkamayınca, çareyi troya kralı priamos'un oğlu paris'i rehber ilan etmekte bulur. güzellerden her biri kendisini seçmesi için paris'e bir şey vaat ederler. athena ona savaşta yenilmezlik gücü vereceğini vaat eder. hera paris'i asya'nın hakimi yapacağını söyler. paris afrodit'e kanar ve dünyanın en güzel kadınını elde etmek için afrodit'i yarışmanın birincisi seçer.

    bu güzel kadın sparta kralı menelaos'un karısı helen'di. paris, afrodit'in yardımıyla sparta'ya gider, helen'i kaçırır, prensi olduğu troya şehrine geri döner. bunun üzerine hakarete uğramış menelaos, akha ordularını toplayarak troya'ya savaş açar. böylece 10 yıl sürecek troya savaşı başlamış olur.

    her iki taraf da zaferler kazanır. sonunda ıthake kralı odysseus tahta atı icat ederek, troya'nın kapılarına götürür. troya'lılar bu büyük ata hayran kalarak onu şehir duvarlarından içeriye taşırlar. atın içinde saklanmış olan yunan askerleri gece olunca saklandıkları yerden çıkarlar ve troya'yı ele geçirirler.

    menelaos güzel helen'i affeder ve birlikte sparta'ya döner, mutlu bir yaşam sürerler. maalesef diğer kahramanları aynı kader beklememektedir. özellikle odysseus uzun yıllar vatanına dönmek için mücadele verir.

    troya'dan uzaklaşan odysseus'un gemisi denizde fırtınaya esir düşer ve zalim, insan eti yiyen devlerin adasına sürüklenir. durumdan bihaber odysseus ve on iki arkadaşı sahile çıkarlar. burada onlar tek gozlu dev polyphemos'a esir düşerler. polyphemos yakalayabildigi odysseus'un arkadaslarini birer birer yemeye baslar. odysseus, devi, yanlarında getirdikleri ısmaros şarabı ile sarhoş eder ve tek gözünü çıkarır. odysseus ve kalan adamları, mağaradaki surunun arasına karışıp devin bacaklarının arasından dışarı çıkarlar.

    odysseus ve adamları özgür kaldıklarına sevinir ve yollarına devam ederler. polyphemos denizler tanrısı poseidon'un oğluydu. oğlunun kor edilmesine çok kızar ve ileride odysseus'un eve dönüş yolundaki gecikmelerine sebep olur. bir süre sonra odysseus aiaie adasına, güneş tanrısı helios ile okeanos 'un kızı perseis'ten doğma büyücü kirke'nin yaşadığı bölgeye çıkar. güzel kirke, odysseus'un arkadaşlarına şarap içirerek domuza cevirir. tanrı hermes, odysseus'un yardımına koşar ve ona bir ot vererek domuz olmasını engeller. odysseus kirke'yi yener ve onu arkadaşlarını eski haline dönüştürmeye zorlar. kirke odysseus'u hades gidip bilici teiresia'in ruhuna danışması koşuluyla serbest bırakacağını söyler. odysseus bir takım zorlukları atlatarak bunların da üstesinden gelir.

    daha sonra odysseus peri calypso'nun adasına çıkar ve orada yedi yıl esir olarak yaşar. malta olduğu sanılan bu adadaki esareti, athena'nin zeus'a yalvarması üzerine sona erer. zeus tarafından tekrar görevlendirilen hermes, calypso'ya zeus'un emrini iletir. calypso onu serbest bırakır.

    bu olaydan sonra bir çok zorlukların sonunda odysseus vatanı ıthake'ye döner ve çok sevdiği karısı penelope'ye kavuşur ve uzun yıllar mutlu yaşam sürerler. 

    MITOLOJI NEDIR?
     
    Sözcük anlamı “efsane bilimi”dir. Yani ilkel insanların ve insan üstü varlıkların başından geçen masalsı olayların incelenip anlatılmasıdır. Eski çağlarda yaşamış olan insanların doğa olaylarına, sosyal ilişkilerine, dini inanışlarına bakış açılarının yorumlanmasıdır.
     
    Her ulusun, her ülkenin tarihi; çeşitli efsaneleri, Destanları, kahramanlık öykülerini, inanç sistemini, tanrılarını, insanlarını, masallarını, söylencelerini barındırır ama mitoloji dendiğinde bu sözcüğe yabancı olmayanlara ilk çağrışım yapan Yunan mitolojisidir. Bunun sebebi, anlatılarının çok kapsamlı, çeşitli ve dini inançlarıyla birebir paralel olması, ayrıca Yunan sanatçılarının ve düşünürlerinin hemen hep mitlerden yola çıkıp, bunlara daha da derinlik kazandırarak gelişimlerine katkıda bulunmuş olmalarıdır.
     
    TANRILAR VE TANRICALAR
     
     
    Aphrodite
    Aphrodite, askin, cinsel isteklerin ve güzelligin tanriçasidir. Dogal yeteneklerinin yaninda, herkesin kendini arzulamasini saglayan büyülü bir kusagi vardir. Dogumu hakkinda iki söylenti vardir. Ilki onun Zeus ve Dione’un kizi oldugunu anlatir. Ikincisi, Cronos hadim edildiginde denize atilmis olan organindan damlayan kanlardan dogdugunu ve kocaman bir midye içinde Kibris’ta karaya çiktigindan bahseder. Hephaestus’un karisidir. Agaci mersin, hayvanlari güvercin, kugu ve serçedir.
    Apollo
    Apollo, Zeus ve Leto’nun oglu, Artemis’in ikiz kardesidir. Altin bir lir çalar; müzigin tanrisidir. Gümüs bir yayi en uzaga o atabilir; oklarin tanrisidir. Tibbi insanlara o ögretmistir; iyilestirici tanridir. Asla yalan söylemez; isigin ve gerçegin tanrisidir. Apollo her sabah, 4 atli arabasini gökyüzünü basindan sonuna dolasir ve günes dogar. Delphi’de bir nasihatçi olrak taninir. Yunanistanin dört bir yanindan insanlar ondan nasihat almak için Delphi’ye gelirler.
    Kutsal agaci defne, hayvanlari yunus ve kargadir.
    Ares
    Ares, Zeus ve Hera’nin ogludur. Ne annesi ne de babasi tarafindan pek sevildigi söylenemez. Savas tanrisidir. Öldürücü ve kana susamis bir tanridir ama bir yandan da korkagin tekidir. Aphrodite’le yatakta yakalaninca, kocasi Hephaestus tarafindan herkesin içinde alay konusu edilmistir. Akbaba ve köpek kutsal hayvanlaridir.
    Artemis
    Artemis, Zeus ve Leto’nun kizi, Apollo’nun ikiz kardesidir. Vahsi hayvanlarin ve avin taniçasidir. Gençlerin koruyucusudur. Apollo gibi o da gümüs oklarla atis yapar. Erdemin, namusun simgesidir. Çocukarin dogumlarini yönetir (dogumunda Leto’ya hiç aci çektirmemistir.) Kutsal agaci servidir. Özellikle geyik olmak üzere tüm hayvanlar ona kutsaldir.
    Athena
    Athena Zeus’un en sevgili kizidir. Athena (Minerva) was the daughter of Zeus. Yetiskin, zirhli ve silahli bir sekilde, babasinin kafasindan firlayarak dogmustur. Savasta acimasiz ve cesurdur ancak sadece sehri düsmanlardan korumak için savasmir. Sehrin, el sanatlarinin, tarimin ve zekanin tanriçasidir. Yulari icat ettip, insanlarin ati evcillestirmesini saglamistir. Trompet, flüt, çömlek, tirmik, saban, gemi ve savasta kullanilan at arabasi onun icatlarindandir. Bilgelik, akil ve saflik tanriçasidir. Zeus’un en sevdigi çocugu oldugu için, simsekleri dahil, babasinin tüm silahlarini kullanmaya izni vardir. Kutsal sehri Atena, agaci zeytin ve hayvani baykustur.
    Hades
    Hades de Zeus’un kardesidir. Ölülere hükmeden yeralti tanrisidir. Kullarinin sayisini artirmak için delice ugrasan, açgözlü bir tanridir.
    Erynyes’ler onun degerli misafirleridir. Onu ziyarete gelenlerin yeralti dünyasini terketmeleri konusunda da oldukça isteksizdir.
    Ayni zamanda, yerden çikan degerli metaller onu bolluk çokluk ve servet tanrisi yapmistir. Onu görünmez yapan bir migferi vardir. Yeralti dünyasindan pek ayrilmazdi. Acimasiz ve hatta korkunçtu ama sözünden dönmezdi ve kaprisli bir tanri degildi; bilmem bu son iki özellik onu pek affedilir kilar mi  Zorla kaçirdigi Persephone ile evlidir. Ölümün tanrisidir, ama Ölüm de baslibasina bir tanridir: Thatanos.
    Hephaestus
    Hephaestus, Zeus ve Hera’nin ogludur. Fiziksel olarak son derece çirkin ve topal olan tek tanridir. Atesin ve demirin tanrisidir. Tüm tanrilarin zirhlarini ve silahlarini o yapar. Demir islemek için bir volkani kullanir. Kibar ve baristan hoslanan bir tanridir. Aphrodite ile evlidir.
    Hera
    Hera, Zeus’un kizkardesidir. Sonradan karisi da olmustur. Oceanus ve Tethys adli Titanlar tarafindan büyütülmüstür. Evliligin koruyucusudur ve evli kadinlara özel bir ilgi gösterir. Biçok mitolojik anlati, Hera’nin Zeus’un kendisine sadakatsizligine karsi aldigi öçlerden, kiskançligindan bahseder. Kutsal hayvanlari inek ve tavuskusudur. Argos, en sevdigi sehirdir.
    Hermes
     
    Hermes, Zeus ve Maia’nin ogludur. Zeus’un habercisidir. Tanrilarin en hizlisidir. Kanatli sandaletleri ve sapkasi vardir; bir de büyülü degnek tasir. Hirsizlarin ve ticaretin tanrisidir. Yeralti dünyasina ölülerio götürür. Liri, kavali, notalari, astronomiyi, ölçü birimlerini ve sporu icat etmistir.
    Hestia
    Hestia, Zeus’un kizkardesidir. Bakire bir tanriçadir. Evlerin düzeninden sorumlu olan tanriçadir. Yeni bir çocuk dogdugunda aileye kabul edilmeden önce onu kutsayandir. Her sehrin Hestia’ya kutsanmis herkese açik bir yer vardir. Burda devamli ates yakilir ve asla söndürülmez.
    Poseidon
     
    Poseidon, Zeus’un kardesidir. Denizler tanrisidir. (Neptune) was the brother of Zeus. Ona tapinan deniz yaratiklari arasinda itibari büyüktür. Titan Oceanus’un büyük torunlarindan Amphitrite, ile evlidir. Silahi dünyayi sallayabilen ve herseyi paramparça edebilen üç disli bir çataldir. Zeus’tan sonra diger tanrilar arasinda en güçlü olandir. Okyanus’un derinliklerinde, mercanlar ve deniz çiçekleriyle süslenmis, fosforlu kizil bir isikla aydinlanan, altindan muhtesem bir sarayi vardir. Yunuslarin, deniz atlarinin ve diger deniz canlilarinin çektigi iki tekerli arabasiyla ilerler.
    Zeus
    Babasi Cronos’un hükümdarligini yikip yerine geçip tüm tanrilarin üstün yöneticisi olan Zeus, göklerin ve yagmurun tanrisi; bulutlari da o biraraya getirirdi. Onu kizdiranlara firlattigi simsekler silahiydi. Hera’ya evliydi ama çapkinliklari ve güzel kadinlara zaafiyla ünlüdür. Bir kartal, keyfinin kayhasi olarak hizmetindeydi. Getir-götür isleri ve sakiligini Ganymede yapardi. Ganymede o kadar güzel bir çocuktu ki, Zeus onu Ida dagindan kaçirip Olympos’a getirerek ölümsüz yapmisti. Zeus ayrica, yeminlerini bozanlarin ve yalan söyleyenlerin cezalandiricisidir. Agaci mese, akil hocasi mese agaçlarinin vatani olan Dodona’dir.
    DestanLAR VE SOYLENTILER
     
    DUNYANIN OLUSUMU
     
     
    Hesiod der ki, “Gaia’dan gökyüzü yükseldi” , yani Uranos… Gökyüzü, yani Uranos; topragin, yani Gaia’nin hem oglu hem esi oldu.O zamanlarda, gökyüzü ve yeryüzü birbirine o kadar yakindi ki, birbirlerine öyle büyük bir askla sarilmislardi ki, aralarindaki sinir ayirt edilemezdi. Bereketli, yesil Gaia, Uranos’un yagmurlariyla islaninca, Eros ortaya çikti; yaratici askin ruhu… Eros, bir varliktan çok, Gaia’nin ruhu olarak tanimlanir; yeryüzü ve gökyüzünü birlikte kilan bir güç. Gaia ve Uranos’un kucaklasmasiyla ilk varliklar olusmaya basladi. Gaia, Uranos’un kollari arasinda mutlulukla kipirdandiginda, narin, yesil, yumusak tepeler olustu, ve Gaia bu tepelerden Titanlari dogurdu; düsünme yetenegine sahip ilk varliklari. Titanlardan sonra, Gaia yüz kollu, dev canavarlar dogurdu. Babalari Uranos onlardan görür görmez nefret etti, igrendi ve topragin içine geri itti. Gaia aciyla kivraniyordu, bu kivranmalardan yeryüzündeki büyük taslik daglar olustu. Ancak Uranos Gaia’ya eziyet etmekten vazgeçmiyordu.
    Gaia, aci içinde ilk çocuklari olan Titanlar’a seslendi. Babalari ve yari kardesleri olan Uranos’a karsi kendisiyle birlik olmalarini istedi. Ancak Titanlarin hemen hepsi Uranos’tan ölesiye korkuyorlardi, yardim çagrisina karsilik vermediler Gaia’nin. Ancak içlerinden biri, Cronus annesine yardim edecegini belirtti. Titanlarin en cesuru olan Cronus, annesine yardim edip babasini saf disi biraktiklarinda evrenin idaresinin kendisine geçecegini sezinliyor olmaliydi. Bunun üzerine Gaia, Cronus’un pençeye benzeyen güçlü elleri için demiri yaratti. Yerden biten bu demiri çakiltasiyla biledi, bir orak haline getirdi ve Cronus’a verdi. “Bununla babani hadim edeceksin!” dedi. Cronus oragi aldi, ve gece oldugunda uykuya çekilen babasinin üzerine atildi ve onu hadim etti. Böylece gökyüzü sonsuza dek yeryüzünden ayrilmis oldu, artik dünyaya hükmedecek hükümdarlarin, topraga ayak basmalari gerekecekti, gökyüzünden yeryüzüne hükmetmek olanaksizlasmisti.
    Babasinin erkeklik organini kesen Cronus, ardina bile bakmadan ordan uzaklasti. Kesilmis erkeklik organindan topraga damlayan kanlardan yeni varliklar dogdu.
    Ilkin, Intikam Tanriçalari Erinysler… Bu tanriçalar birçok söylende yer almis olan korkunç yaratiklardir. “Suçlulari kovalayip duran bir nevi mitolojik polistirler” diye anlatir onlari bir yazar. Niçin Intikam Tanriçalari olduklarina gelince.. Erkeklik organi kesilmis olan Uranos, korkunç bir aci duymustu, duydugu ilk aciydi bu, korkunç bir çiglik atti. Uranos’ un intikam arzusuyla dolu bu çigligindan ve havada uçmakta olan kesik organdan damlayan ilk kan damlalarindan Intikam Tanriçalari dogdu…
    Ardindan, Uranos’un kesilmis erkeklik organindan damlayan ikinci kan damlalarindan Gigantlar dogdular. Yeryüzü görünümündeki Gaia, gökyüzü görünümündeki Uranos, fiziksel özellikleri pek bilinmeyen ancak insan görünümünde olduklarini düsündügümüz Titanlar ve yüz kollu devlerden sonra; Gigantlarin dis görünüsleri pek garipti. Insanlara benzer bir yapilari vardi ancak vücutlarinin alt kisminda yilan biçimli bir kuyruk bulunuyordu. Iki ayaklari üzerinde duruyorlar ancak sürüngen özellikleri de gösteriyorlardi..
    Organ uçtu, uçtu, sonunda suya düstü… Üzerinde bulunan spermler tuzlu deniz suyu ile birlesti ve bir köpük olusturdu. Bu köpük Kibris kiyilarinda karaya vurdu ve içinden güzeller güzelli Ask Tanriçasi Aphrodite çikti. Aphrodite gögün kizidir ve ilk tanriçalardan biridir. Roman mitinde kendisine Venüs ismi verilmistir, sabah ve aksam yildizi olarak görünmüstür. (Hemen bir uyari… Roman mitindeki karakterlerin hemen hepsi Grek mitinden alinmis, isimleri degistirilerek anlatilmistir…)
    Uranos hadim edilip kesik organindan Erinysler, Gigantlar ve Aphrodite dogduktan sonra, Cronus tahta geçmis oldu.
    Ancak Cronus’un babasindan daha da zalim bir tanri olacagini kimse bilemezdi.. Yüz kollu dev kardeslerini kurtaracagi yerde, ona umut baglamis olan zavalliciklari daha da gerinlere, Tartaros’a itti. Tartaros, Yeralti Dünyasi’nin en derin, en korkunç, en karanlik yeridir ve Homeros tarafindan “Tartaros’un yeralti dünyasina olan uzakligi, dünyanin gökyüzüne uzakligi kadardir.” diye tanimlanir. Oraya düsmek, bir varligin basina gelebilecek en kötü seydir.
    Cronus, kendisine ayak bagi olacaklarini düsündügü kardeslerini Tartaros’a hapsettikten sonra keyfine bakti ve kardesi Rhea’yi kendisine es olarak aldi. Fakat hayal kirikligina ugramis olan Gaia, Cronus’un ihanetine bir kehanetle yanit verdi, ve Cronus’un keyfini kaçirdi… “Babana yaptiklarinin aynisini günün birinde çocuklarindan biri de sana yapacak.”
    Rhea, Cronus’a bir sürü çocuk dogurdu… Böylece eski Yunan Tanriçalari ve Tanrilari birer birer ortaya çiktilar…
    Cronus, annesinin kehanetinden korkuyor, Rhea dogurdukça çocuklari yutuyordu. Rhea bu durumdan elbette hosnut degildi ancak, günün birinde dogacak çocugunu sever de kiyamaz yutamaz umuduyla dogurmaya devam ediyordu. Ancak Cronus akillanacaga benzemiyordu. Oysa Rhea’nin sabri tükenmisti, yine hamileydi ve bu sefer dogacak çocugunu Cronus’un midesine göndermeye hiç niyeti yoktu!
    Annesi Gaia’dan akil aldi, ve onun ögüdüne uyarak çocugunu daglik bir yere gidip dogurdu ve oglunu keçi sütü ile besledi. Sonra da onu ne idügü belirsiz Kuretler’e verdi. Kuretler o daglik bölgede yasayan küçük tanriciklardi, ama neden tanriydilar, ne gibi tanrisal özelliklere sahiptiler bilinmemektedir. Ben onlari tanridan çok, Doga’nin Ruhu olarak düsünüyorum. Rhea, oglunu iste bu Kuret’lere emanet etti. Kuret’ler eger Cronus oralara yaklasacak olursa korkunç sesler çikarip bebegin sesini duymamasini saglayacaklarina söz verdiler.
    Sonra Rhea, yerden bir kaya parçasi aldi, onu battaniyelere sardi sarmaladi ve yutmasi için Cronus’a sundu. Cronus’un gözü öylesine dönmüstü ki, battaniyeyle beraber yuttu kayayi, ohh bundan da kurtulduk diye düsündü, Rhea’nin bir sonraki dogumuna kadar rahatladi… Ancak Rhea bir daha dogurmadi, en azindan böyle bir kayda rastlamiyoruz.
    Aradan yillar geçti, Zeus büyüdü, genç ve kuvvetli bir tanri oldu. (Yaaa, evet. Iste Kuret’lere emanet edilen sansli bebek, daha sonra Tanrilarin Tanrisi olacak Yüce Zeus idi…
    Günün birinde Metis’e, Akilli ve Bilge Peri’ye rastladi. Zeus hemen ona asik oldu Metis’e hayatini anlatti. Babasinin çilginliklarindan, yeraltina hapsedilmis kardeslerinden bahsetti. Metis ögrendikleri karsisinda kayitsiz kalamadi ve Zeus’a yardim etmeye karar verdi. Hemen büyülü bir iksir hazirladi, ve babasina içirmesini tembihleyerek bunu Zeus’a verdi.
    Zeus, babasinin sarayina saki olarak bir sekilde kendisini kabul ettirdi ve sarabina büyülü iksiri karistirip içirmeyi basardi. Iksir hemen etkisini gösterdi, Cronus birer birer yuttugu çocuklarini kusmaya basladi. (Mantiksal degerleri unutunuz, onlar nasilsa, babalarinin karnindan ölmemis, hatta büyümüs, gelismis bir sekilde çiktilar. Ölmemis olmalari çok dogal aslinda, çünkü onlar tanri ve tanriçalardir.
    Çocuklari, Cronus’un midesinden çiktiktan sonra babalarinin karsisina dikildiler: Ilerde Olympos’ta bir nevi ev kadini olan Ocak ve Ev Düzeni Tanriçasi Hestia, kolunda bir demet basak ile tasvir edilen Bereket Tanriçasi Demeter, evliligin koruyucusu Hera sonradan Yeralti Dünyasi’nin tanrisi olan Hades ve sonradan Denizler Tanrisi olan Poseidon…
    Hepsi de Zeus’un önderliginde babalarina karsi birlestiler ve siddetli bir savas basladi. Zeus, Tartaros’tan yüz kollulari çikardi. Onlar da kendilerini esaretten kurtaran Zeus’a minnettarliklarini bildirmek için onun yaninda savastilar. Hatta Zeus’a simsekli silahlar armagan ettiler. Böylece savas Zeus ve kardeslerinin üstünlügü ile sona erdi.
    Bu savasin 10 yil kadar sürdügü söylenir. Niçin bu kadar uzun sürmüstür belli degil. Oldukça saçma oysa.. Bildigimiz savaslara benzemez bu. Kimse kimseyi öldürüp yaralayamaz, zaten ölümsüzlerdir çünkü. Sanirim amaç salt iktidar ve koltuk kavgasi oldugundan, bunca süre Zeus, Cronus’u artik iktidari kendisine teslim etmesi için ikna etmeye çalismistir. 10 yil sonra da Cronus yorgun düsmüs olmali ki, Zeus ile anlasmaya razi olmus, iktidari devredip Mutlular Adasi’na, kader ve kismete yön vermek üzere atanmistir. Böyle zalim birine nasil böyle bir görev verilir o da garip, ama Zeus onu ancak bu yolla kandirabilmis olmali…
    Cronus altedilince, Zeus önderliginde yepyeni bir düzen kurulmustur. Zaten Zeus’un önderligi herkes tarafindan kabul edildigi için, bu pek de zor olmasa gerek. Zeus, kendisini “Gökyüzünün ve Yeryüzü’nün Tanrisi” , Poseidon’u “Denizler ve Irmaklarin Tanrisi”, Hades’i “Yeralti Dünyasi’nin Tanrisi” ilan edip, zirvesi devamli bulutlarla kapli olan Olympos Dagi’na yerlesti.
    Ah, bu arada unutmadan: Zeus kendisine karsi gelen Titanlari Tartaros’a kapatarak cezalandirdi. Ancak birer Titan olduklari halde kendisine baskaldirmayan Prometheus ve Epimetheus kardesleri “Insanin Yaratilisi”nda görevlendirdi. Savasta diger Titanlarin basinda bulunan Atlas ise en büyük cezayi, yerküreyi omuzlarinda tasima cezasini aldi…
     
    INSANIN YARATILISI
    Hesiodos’un Soylar Efsanesi:
    Bu efsane insanin tam olarak nasil yaratildigini açiklamaz. Sadece yaratilmis oldugunu varsayar ve sonrasini anlatir bize. Der ki Hesiodos:
    Chronus’un egemenligi sirasinda, ölümsüz tanrilar ilk insan soyunu yaratmislar. Buna “Altin Soy” deniyor. Bereketli topraklarinda tanrilar gibi yasarmis ilk insan soyu, Mutluluk içinde yasar, mutluluk içinde ölür, sonra topragi ve insanlari koruyan birer minik cine dönüsürlermis.
    Sonra “Gümüs Soy”u yaratmis tanrilar. Gümüs Soy, Altin Soy kadar zeki degilmis. Aptalliklariyla baslarini derde sokar, tanrilara saygisiz davranirlarmis. Zeus bunu saygisizlik olarak nitelendirmis ve onlari yeralti cinlerine dönüstürüp topragin altina gömmüs.
     
    “Tunç Soy” yaratilmis ardindan. Oysa yeni gelen bu soy, çok daha betermis öncekinden. Birbirlerine saldirmaktan, savasmaktan, öldürmekten baska yaptiklari yokmus. Zeus’un devreye girmesine gerek kalmamis bu sefer, onlar kendi kendilerini yok etmisler ve Hades’in karanlik yeralti dünyasina göçmüsler.
    “Demir Soy” en son gelmis ve hala sürmekte olan soydur. Yine bu efsanede denir ki, bir altinci soy daha gelecek. Saygisiz, sevgisiz, yokedici bir toplum olacak ve hak kavrami ortadan kalkacak, güçlüler kazanacak, güçsüzler ölüme mahkum olacak.
    Ovidius’un Metaporphoses adli yapitindaki anlatisi:
    Bu hikayenin bir giris kismi var, oradan baslayalim…
    Asklariyla Olympos çevresinde oldukça ünlü olan Zeus, kiz kardesi Demeter’e kaptirmis gönlünü, onunla beraber olmus ve güzeller güzeli Kore dogmus.(Kore, daha sonra Yeralti Tanriçasi oldugunda ismi Persephone olacak…Bu da baska bir hikaye :)) Kore, güzelliginin yani sira son derece alimli, kibar, zeki ve güleryüzlü bir kizmis. Iflah olmaz çapkin Zeus, tutup kendi kizina asik olmus bu güzelligi gördügünde. Akli fikri Kore ile beraber olabilmekteymis. Bir gün onu yalniz basina ormanda otururken gördügünde, firsat bu firsat demis, bir yilana dönüsmüs ve onunla beraber olmus. Kore, Zagreus’a hamile kalmis. O siralar Zeus’un gözdesi, en sevdigi Kore oldugu için, oglu Zagreus’un da ayri bir önemi varmis Zeus için. Onu deliler gibi seviyor, koruyor, kolluyormus.
    Ancak Zeus’un onu sevdiginden çok nefret ediyormus kiskanç Hera Zagreus’tan… Hera’nin hismindan korkan Zeus, bir magaraya saklamis oglunu. Zamaninda kendisini büyütmüs olan Kuretlere emanet etmis onu. Hera veya onun saldigi adamlari yaklasacak olursa, korkunç sesler çikarip onlari korkutmalarini ve ayni zamanda bebek sesini bastirmalarini iyice tembihlemis. Ancak Hera’nin öfkesi öyle büyükmüs ki, Zagreus’u bulamayinca Titanlari çagirmis kendisine yardima. Titanlar bebegi bulmuslar Kuretlerin sakladigi magarada. Ancak bebek Zagreus korkmus dev Titanlardan ve magaranin daracik dibine saklanmis. Titanlar bir ayna getirmeyi akil etmisler magaranin girisine. Zagreus kendi aksini görünce aynada, meraka kapilip disari çikmis. Iste o anda üzerine atilmislar bebecigin Titanlar ve onu paramparça edip etlerini yemisler. geriye sadece kemikleri kalmis.
    Bunu duyan Zeus öfkesinden deliye dönmüs ve simseklerini göndermis Titanlarin üzerine. Oracikta küle dönüsmüs Titanlar ve Zagreus’un kemikleri… Zaman geçmis, yagmurlar yagmis. Yagmur sulari çamura dönüstürmüs Zagreus ve Titanlarin küllerini.
    Prometheus gelmis sonra. ( Kendisi bir Titan oldugu halde, Zeus’a karsi savasmayi kabul etmedikleri için kardesi Epimetheus ile Prometheus, Tartaros’a gönderilmemis, Zeus tarafindan insanin yaratilisinda görevlendirilmislerdir.)
    Prometheus, sekil vermis bu çamura. Insan bedenini yaratmis. O sirada oradan geçmekte olan tanriça Athena, Prometheus’un eserine hayran kalmis ve çamura hayat üflemis. Iste ilk insan böyle yaratilmis. Zagreus’un safligi, temizligi, iyiligi ve güzelligi ile Titanlarin kötülügü ve çirkinliginin bir karisimi.
    Insanlar gelismeye baslamislar. Zeus karismis orda hemen isin içine. Demis ki, biz tanrilara tapinmayi ögrensin insanoglu. “Bana, kurban ettiginiz her hayvanin bir parçasini vereceksiniz. Hangi parça olduguna ben karar verecegim. Haydi kurban edin bana surda duran koyunu” diye buyurmus.
    Prometheus insanlara yardimci olmus hemen. Ölümsüz bir tanrinin, insanoglunun yiyecegine kendisini ortak kosuyor olmasina öfkelenmis ve bir oyun oynamis Zeus’a. Kurban etinin en güzel parçalarini iskembenin içine doldurmus. En kötü kisimlarla kemiklerin üstünü bir güzel örtmüs yaglarla. Insanlar demisler ki , “Buyur seç bakalim, hangi parçalari sana verelim kurban ettigimiz hayvanlardan, ulu Zeus?” Zeus söyle bir bakmis, “O igrenç iskembeyi ben ne yapayim, su yaglarla kapli semiz etleri seçiyorum” demis. Ancak bir bakmis ki yaglarin altinda kemik dolu. Çok öfkelenmis Zeus. kendisini aldatmis olan insanlara ve Prometheus’a çok içerlemis. Bir tanri olaran oyuna getirilmeyi hazmedemiyormus ama, karari kesin olmak zorundaymis tanrinin; hayir bunu begenmedim digerini alacagim diyemezmis.
    Tanrilarin tanrisi, üçkagida gelmis olmayi yedirememis kendisine, ve onlara ceza olsun diye ellerinden atesi geri almis. Prometheus yine yetismis imdadina insanlarin. Gitmis tanrisal atesten bir parça çalmis, onlara vermis.
    Iste böylesine insan dostudur, mitolojinin ilk asisi olan Prometheus. Hep insanlar için çalismis, savasmistir. Tanrilari hep son derece sikici ve adaletsiz bulmustur.
    Zeus, Prometheus’u cezalandirmaya karar vermis. Hephaistos’a onu Kafkas Daglarina zincirlemesini emretmis. Cezasi çok agirmis: kollari iki yana açilmis sekilde zincire vurulan Prometheus’un karacigerini gündüz boyunca bir kartal didikleyerek yiyor, sonra cigeri gece boyunca yeniden büyüyormus. Büyük acilar çeken Prometheus bu cezaya sonsuza dek çarptirilmis, zira kendisi ölümsüzdür.
     
    Sonunda Prometheus yeniden özgürlügüne kavusmus. Ama nasil, iste bu kesin olarak bilinmiyor. Bazi kaynaklara göre, Hercules kurtarmis onu. Bazilari ise, Zeus’un onu affettigini söyler. Çünkü, Zeus yine gönlünü yeni bir aska, Su Perisi Thetis’e kaptirdiginda, Prometheus bunu görüp, “Thetis’in doguracagi çocuk babasindan çok daha kuvvetli ve iktidar sahibi olacak, sakin onla beraber olma” demis (Hatirlatma: Prometheus=Önceden gören… Sanirim bir nevi kahinlik de sayiliyor bu… ) ve Zeus onun zincirlerini çözmüs.
    Ardindan insanlar arasindaki yasamina devam eden Prometheus, Zeus’un hala kendisine bir kötülük yapabilecegini biliyormus.
    Bu yüzden kardesi Epimetheus’u uyarmis: “Sakin tanrilardan hediye kabul etme !” Ancak günün birinde Epimetheus, bir tanri hediyesini kabul edivermis! Güzeller güzeli Pandora imis bu hediye. Ilk disi insan, ilk ölümlü kadin… Epimetheus görür görmez asik olmus Pandora’ya ve onu geri yollayamamis.
    Pandora yaninda bir kutu getirmis. Prometheus demis ki kardesine, “Beni dinlemedin, hediyeyi kabul ettin, ama bari su kutuyu sakin açma! Basimiza bir bela gelecek” Fakat merakina yenilen Epimetheus, yine kardesinin ögüdüne kulak vermemis. Kutuyu açar açmaz, bütün dertler, kötülükler, üzüntüler, sikintilar saçilmis etrafa. Prometheus hemen atlamis kutunun üstüne, kapagini kapativermis.Böylece tek birsey kalmis kutuda: Umut.
    Umut, o anda Prometheus’un yönetimine girmis. Onu çok iyi korumus Prometheus ve asla gerekenden fazlasini vermemis kimseye; ve kardesinin hatalarinin sonucu, yaratmis oldugu insanoglunu asirlar boyunca korumak, kollamak zorunda kalmis….
     
    ODYSEIA DestanI
    Odysseia’nin 24 bölümden olusan bu koskoca Destanin kisa bir özetini yapmak istersek:
    Truva savasindan sonra yurduna dönmek için çabalayip duran Odysseus’un basindan geçenler ve onun eve dönüsü sirasinda, yurdu Ithakea’da yasananlarin anlatimi diyebiliriz.
    Bence Odysseia hakkinda vurgulanmasi gereken en önemli sey, bir Destandan çok; kurgusu ve anlatim tarziyla, bir romana hatta bir filme benzemesi. Homeros, Odysseia’da Ilyada’nin aksine, bir olayi degil, bir insani anlatir. Tekrarlardan kaçinan, yer yer geri dönüsler içeren akici bir anlatimi ve modern bir kurgusu vardir.
    Destan 24 bölümde anlatilmis ancak 5 ana Destan parçasindan olusuyor:
    1. Telemakhia (Bölüm 1-4) : Odysseus’un oglu Telemakhos’un Destanidir. Truva savasi biteli neredeyse 10 yil olmus ama sevgili babasi hala yurduna geri dönmemistir. Bu sirada onun öldügüne dair söylentiler artinca, Ithaca’nin varlikli erkekleri, annesi Penelopeia’ya talip olup, hepsi birden Odysseus’un sarayina yerlesmislerdir. Bunlarin isi gücü yiyip içip, eglenceler düzenleyip Odysseus’un mallarini tüketmektir. Bu sirada Penelopeia’nin bir karar vermesini, içlerinden birini seçmesini beklerler. Ancak o, kocasini beklemeye kararlidir. Bu durumdan son derece rahatsiz olan Telemakhos, tanriça Athena’ya inanir, Odysseus’un öldügüne dair süphelerini bir kenara atar ve babasindan haber alabilmek için Truva’dan dönmüs olan diger liderlere onu sormak üzere yollara düser.
    2. Kalypso’nun adasi (Bölüm 5): Tanriça Athena, Olympos’lu tanrilari bir araya toplar ve 7 yildir Kalypso’nun adasinda tutuklu olan Odysseus’un yurduna dönmesine izin vermeleri için onlari ikna eder. Oysa Su Perisi Kalypso Odusseus’u gerçekten sevmektedir ve kendisiyle kalmasi kosuluyla ona ölümsüzlügü teklif eder. Ancak yirmi yildir görmedigi güzel karisi Penelopeia’yi unutamayan Odysseus bu teklifi reddeder. Yurda dönmesi için izin çikinca, kendisine bir sal yapar ve denize açilir. Uzun süren firtinalarin ardindan Phaiaklarin ülkesinde karaya vurur.
    3. Phaiaklarin ülkesi (Bölüm 6-9) : Phaiak kralinin kizi Nausikaa, Odysseus’u sahilde bulur, ona giysiler verir ve evine davet eder. Odysseus’u iyi karsilayan Phaiaklar ona yurduna dönmesi için yardim edeceklerini söylerler.
    4. Odysseus’un maceralari (Bölüm 9-12) : Bu bölüm Destanin merkezidir. Phaiak’larin kendi serefine düzenledikleri eglencede, bir ozan Truva savasini anlatan sarkilar söylemektedir. Bunu duyunca gözleri dolan Odysseus, ona “Neden agliyorsun?” diye sorduklarinda, “O hikayede bahsi geçen benim” diye cevap verir ve Truva’dan 12 gemisiyle ayrilisini ve üç yil boyunca denizlerde çesitli tehlikeler atlatip bütün gemileri ve yoldaslarini kaybedip, Kalypso’nun adasina varisini anlatir. Ardindan Phaiaklar onu bir gemiyle Ithaca’ya gönderirler.
    5. Ithaca (Bölüm 13-24) : Odysseus bir dilenci kiliginda domuz çobani Eumaios’un yanina siginir. Orada yolculuktan dönen oglu Telemakhos ile bulusur. Ikisi birden taliplerle savasip onlari öldürürler. Destan, Odysseus ve Penelopeia’nin yirmi yillik ayriliktan sonra kavusmalariyla sona erer.
    Simdi bu kahramandan biraz daha ayrintili bahsedelim isterseniz..
    Baba Learthes ( ki Odysseus’a sik sik “Learthesoglu” diye de seslenilmektedir.) ve ana Antikleia’nin ogullari olan Odysseus, kuzeybati Yunanistan civarlarindaki Ithaca adasinda dogmustur. Bir rivayete göre, anne Antikleia, Learthes ile evlenmeden bir gün önce Sispyhos ile beraber olmustur ve Odysseus, Learthes’in degil Sispyhos’un ogludur; üstün zekasi da ondan gelmektedir.
    Odysseus’un gençligine dair anlatilan iki sey vardir: Achilleus gibi hekim Kheiron’un yaninda geçirdigi süre ve dedesi Autolykos’u ziyareti sirasinda katildigi bir yaban domuzu avinda bacagindan yaralanmasi. ( Bu yara izi sayesinde Truva savasindan yillar sonra yurduna döndügünde, onu büyüten dadisi Eurykleia onu taniyacaktir.. )
    Bir süre sonra baba Learthes, oglunu tahta geçirmistir ancak bu konuda pek fazla bilgiye sahip degiliz. Ancak Odysseus’un kendine nasil es seçtigi birçok kaynakta oldukça ayrintili bir sekilde anlatilmaktadir. Ilerde Truva savasina sebep olacak bu hikayeden ben de kisaca bahsetmek istiyorum. Aslinda daha detayli bahsetmek de istiyorum ama Ilyada basligi altinda  Her neyse.. Su perisi Thetis ve Peleus’un dügünlerine davet edilmeyen Nifak Tanriçasi Eris, Athena, Aphrodite ve Hera’nin ayaklari dibine bir altin elma yuvarlayip ortadan kayboldu…Elmanin üzerinde “En güzele…” yaziyordu. Zeus bu üç tanriçadan en güzel olani seçmesi için Truvali çoban Paris’i görevlendirdi. Paris ona zeka ve savasma yetisi teklif eden Athena ile güç ve kudret teklif eden Hera’yi eledi, kendisine dünyanin en güzel kadinini teklif eden Aphrodite’i seçti. Aphrodite ona dünyanin en güzel kadini Helena’yi kaçirmasi için yardim etti, ve Helena’nin kaçirilisi Truva savasini baslatti. Bu arada Helena’ya talip olan birçok kisi arasinda Odysseus da vardi. Aslinda Odysseus Helena’dan çok teyzesinin kizi Penelopeia ile ilgileniyordu. Bakti ki isler kizisiyor, Penelopeia ile evlenmesine izin verilmesi karsiliginda, diger taliplerin Helena’nin babasinin seçtigi kisiye karsi ayaklanmamalarini saglamayi önerdi. Bu öneri kabul edildi, Odysseus Penelopeia’yi, Agamemnon da kardesi Menelaos’a götürmek için Helena’yi aldi. Ancak tam bu sirada Paris geip Helena’yi kaçirdi! Iste o anda kiyamet koptu ve Truva savasi basladi. Helena’yi geri almak için Truva’ya gönderilecek askeri birlikler toplanirken, Odysseus’u da almaya geldiler. Oysa Odysseus savasa gitmek istemiyordu; yeni evliydi ve oglu yeni dogmustu. Bu yüzden kendisini almak için geldiklerinde deli taklidi yapti. Sahilde bir öküz bagladigi sabani sürüyor, kumlara tuz ekiyordu. Ancak kendisini sinamak için sabanin önüne oglu Telemakhos’u koydular ve dogal olarak Odysseus yönünü degistirdiginde, zekasinin yerli yerinde oldugu ortaya çikti. Tarihin bilinen ilk asker kaçagi böylece kendini ele vermis oldu.
     
     
    MITILOJIK KARAKTERLER
    Argus
    Herseyi görendir. Bir sürü gözü olan bir adam. Önceleri sadece 4 gözü oldugunu söylerler. Sonra 100 tane olmus. Argus hakkinda anlatilan pek çok hikaye vardir. Bi sürü macera geçmistir basindan. Arcadia’yi kirip geçiren bir bogayi nasil hakladigi, bir sigiri öldüren satyr’in hakkindan gelisi, Apis’in öcünü alip Echidna’yi öldürmesi meshurdur. Argus, Io’yu Hera’dan korurken


Sende Bilgi Ekle

Bu yazının geliştirilmesine yardımcı ol.

Kapak Resmi
Yunan mitolojisinde tanrıların soy ağacı
Sponsorlu Bağlantılar
Yazı İşlemleri
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)

Bir şey Unutmadın mı ?

Bizi sonra tekrar bulmak için sitemizi aşağıdan beğenmelisin